3 Haziran 2015 Çarşamba

Yürüyen Ölüler İsyan-YORUM


Zombi vebası, yaşayanlarla ölüleri birbirlerine karşı bir savaşa sokarak Atlanta'nın banliyölerine ansızın korku salmaya başlamıştı. Toplu bir göçün ortasında kalan Lilly Caul, derme çatma kamplar ve yıkık dökük barınaklarda hayatta kalmaya çalışıyordu. Ama ısırganların sayısı günden güne artıyordu. Onların vahşiliğini, ete susamışlığını her an yakasında hisseden ve korkuyla taş kesilen Lilly, bir zamanlar Woodbury olarak bilinen, duvarlarla çevrili bir kasabaya sığınarak merhametli insanların eline bıraktı kendini.

Başta Woodbury mükemmel bir sığınak gibi görünüyordu. Orayı işgal edenler, hizmet karşılığında yiyecek veriyorlardı. İnsanların başlarını sokacakları bir evleri vardı. Hem barikat da günden güne genişliyor, güçleniyordu. En iyi yanıysa, kendini lider ilan etmiş, Philip Blake adındaki gizemli bir adam, herkesi hizaya sokuyordu. Ama Lilly, her şeyin göründüğü gibi olmadığından şüphelenmeye başladı... Son zamanlarda kendine Vali demeye başlayan Blake'in kanun ve düzenle ilgili tuhaf fikirleri vardı.

Sonunda bir grup isyancıyla birlikte Lilly, Vali'nin saltanatına meydan okuyarak kargaşa ve felakete sebep olacak Pandora'nın Kutusu'nu açtı...

Merhaba ^.^ Nasılsınız? Ben çok iyiyim çünkü benim için okul bitmiş durumda.Bugünden itibaren gitmeyeceğim.Bir yandan da Takdir'i 0.82 ile kaçırıyorum -_- Okulda dersler boş olunca bende kitap okuyorum.Ve bugünde Yürüyen Ölüler İsyan'ı bitirdim.Yürüyen Ölüler Serisinin 2.kitabı oluyor.

Kitabın ilk yarısı 1.kitaptan farklı bir konu içeriyor.Baş karakterimiz Lilly.Ortalardan sonra 1.kitapla birleşiyor.1.kitaptaki karakterlerimiz ortaya çıkıyor.Baş karakter konusunda sıkıntı yaşamadım.Güçlü olmaya çalışan bir kadın karakter var karşımızda.

İlk kitapla karşılaştırırsak daha sönük kaldığını söyleyebilirim.Aksiyon azdı.Mekan çeşitliliği yoktu.Bu kitapta daha çok psikoloji ön plandaydı.Arada zombiler bi geliyo bi gidiyo.

Sıkıldığım yerler oldu.Günlük hayatlarını okumak(özellikle uzun betimlemelerle)beni sıktı.Ama akıcılığından bir şey kaybetmemiş.Hem akıcı hemde 1.sınıf puntosunda yazıları var.

Kısacası ilk kitaptan sonra hayalkırıklığı ama yine de kötü değil.Ancak 2.kitapta karakterleri daha çok sevdim.Lilly,Josh,Megan,Scott ve Bob.Bu karakterler ön planda olanlar.Birde arkada olan ama daha önemli karakterler var.Vali ve Martinez gibi..



Peki benim en sevdiğim karakter kim?Tabiki Martinez(gözlerinden kalp fışkırtan emoji)
Okurken aklıma hep Luke Mitchell geldi.Onda da katı ama kalbi temiz bir tip var.Arkadaşlar bu adam evli dağılın.

Yalnız okurken uyarayım.Ne zaman hangi karakterin öleceğini tahmin edemiyorsunuz.Bir baktınız en sevdiğiniz karakter ölüvermiş.

Birde basım ve tasarım hakkında konuşmak istiyorum.Çeviri de bir sıkıntı görmedim.Hanife Kılıç'ı kutlarım.





Ancak adında ve kapağında sıkıntı var.Kitabın orjinal adı "The Road to Woodbury" yani çevirisi Woodbury'e Giden Yol olabilir.Kitabın adında da geçen İsyan o kadar  küçük bir bölümü kapsıyor ki çok gereksiz bir ad olmuş.Ve bir de kapak.Kapağında The Walking Dead dizisinden 2.sezon fotoğrafı kullanılmış.Benim için hava hoş.Çünkü diziye bayılıyorum ancak kitapla alakası sıfır.Keşke orjinal kapak kullanılsaydı.




Puanım 3/5

2 yorum:

  1. Mimlendin!! http://siyahsimsiyahbook.blogspot.com.tr/2015/05/o-mu-bu-mu-tag.html

    YanıtlaSil
  2. Teşekkür ederim :) Yaptım hemen

    YanıtlaSil