2 Eylül 2015 Çarşamba

Muhteşem Yaratıklar-YORUM



Allah Allahhh! Reading Slumptan kurtuldum galiba.Bir oturuşta 200 sayfa okumak bunun kanıtıdır değil mi? Değil mi?? Ama beni 'okuyamama sorunundan' kurtaran kitap Muhteşem Yaratıklar değil.Hatta bizzat sokan o! Bu yorum Muhteşem Yaratıklar hakkında okuyacağınız en olumsuz yorum olabilir.Bilginize!
 Ortada bir lanet vardı. Bir kız vardı. Ve sonunda da bir mezar vardı. Bense bunun farkında bile değildim. 

BAZI AŞKLAR KADERDİR... DİĞERLERİ İSE LANETLİDİR... 

Gatlin'de sürprizlere yer yoktu. Hiçliğin ortasında bir yerlerde duruyorduk. En azından ben öyle olduğunu düşünüyordum, daha fazla yanılamazdım. Lena Duchannes, bir Güney kasabası olan Gatlin'de yaşamakta olan kimseye benzemiyordu. Bir yandan güçlerini gizlemeye çalışıyor, bir yandan da ailesini nesillerden beri eline geçirmiş olan bir lanetle savaşıyordu. Devasa çalılılar, bataklıklar ve Güney'in unutulmuş mezarlıkları gerçeği sonsuza kadar saklamayı başaramayacaktı. Ethan Wate Gatlin'den kurtulacağı günü iple çekiyordu. Rüyalarında gördüğü o hiç tanımadığı kıza âşık oldu. Lena kasabanın en eski ve en ürkütücü evine taşınınca, Ethan tarif edilemez bir şekilde ona doğru çekildiğini hissetti. Aralarındaki bağı anlamaya kararlıydı. Hiçbir sürprizin yaşanmadığı Gatlin'de bir sır bile her şeyi değiştirebilirdi.
İlk önce filmini izlemiştim.Ve beğenmemiştim filmi.Her taraftan kitabı daha güzel yorumları geliyordu.Zaten filmin konusu güzel kitapta çok daha harika anlatılmıştır dedim.Aldım kitabı.Öyle bir heyecan ki bendeki,beğeneceğimden o kadar eminim ki okuduğum kitap olduğu için kitaba başlamamak için zor tutuyorum kendimi.

Neyse ki başladım.Ve kendimi tutamadım halihazırda okuduğum kitap varken bunu da okuyorum.O halihazırdaki kitapta 'Kubbenin Altında'.Nasıl gözüm yemişse ikisini birden okumaya... (Farkettiyseniz iki paragrafta da kafiye kullandım.Hemde farkında olmadan *-*)

Sıradan kasabanın sıradan insanları sıradan bir hayat yaşarken kasabaya sıradışı bir kız gelir.İnsanlar bu kızdan hem nefret etmeye hemde içten içe kıskançlık duymaya başlar.Tüm kasaba ona sırt çevirmişken sadece Ethan Wate onu tanımaya çalışır.O rüyalarında gördüğü kızdır ve ona karşı bir çekim hissetmeye başlar.Zamanla aşka dönüşen bu çekim onları sonu belli olmayan bir kargaşanın içine sürükler.

Erkek ağzından yazılan pek fazla kitap okumuyorum.Zaten erkek ağzından yazılan kitapların sayısı da az.Ama sevdim bu yazm şeklini.Ethan'nın Lena'ya  olan aşkı çok güzel anlatılmış.Aşkında erkek ağzından yazılanı güzel oluyor demek ki..


Filmden görüntüler..Filmdeki sahnelerin resimlerine bakmak filmi izlemekten daha keyifli sanki.
Akıcı olduğunu belirteyim.Yalnız bu akıcılık konunun ilerleyişi değil sayfa sayıları.Konu o kadar yavaş ilerledi ki..Sayfa atlamak istedim.Herkeste böyle olacağını zannetmiyorum.Filmi izlediğimden ve olacakları bildiğimden bana öyle gelmiş olabilir.2 yazar tarafından yazıldığı halde bunu pek hissettirmedi.İyi bir ekip çalışması olmuş.Yazım şekli,anlatımı çok iyiydi bu yüzden sayfalar su gibi akıp gitti.

Konu gerçekten yavaş ilerledi.Ha bir şey oldu olacak derken kitap bitti.Seriye giriş kitabı olduğu için büyücü dünyası hakkında bilgi verilmiş ve aksiyon geri planda kalmış.

En sinir olduğum şeyde Ethan'a davranışları.Çocuk zaten babası tarafından en büyük darbeyi yemiş.Birde Lena'nın durmadan bunu Sen ölümlüsün bir şey bilmezsin sen ne anlarsın gibisinden aşağılaması,Lena'nın ve ailesinin resmen bununla oyuncak gibi oynaması çok sinirimi bozdu.

Kitabın başında Ethan da ki rahatlığı da bir türlü anlamadım gitti.Kız gözünün önünde yağmuru başlatıp durduruyor,akşam yemeğinde masa dönüyor,eve her gelişinde evin iç tasarımının değiştiğini görüyor.Bir kere "Ne oluyo burda?" diye kararlı bir davranış sergileyemiyor.Ben olsam kafayı yemiştim.


En sevdiğim karakteri sorarsanız kesinlikle Lena değil.Ethan da çok sempatik sevimli bir çocuktu ama o da değil.Sanırım Macon Dayı.Adam karizmatik bir kere.

Kitaptaki en önemli olay Lena'nın 16.yaş günüydü.Lena 16.yaş gününde ya Karanlık olacak ya da Aydınlık.Doğum günü gelene kadar işkence çektim resmen.Doğum gününe 5 ay var.3 ay var.1 ay.15 gün.1 hafta.1 gün.7 dakika... Yeter ya karanlık olsun ya  aydınlık dedim artık.Tabi filmin sonunu bildiğim için bu gün sayma meselesi bana fazla uzatılmış geldi.

En kötüsü de Lena'nın tüm kitap boyunca tripten tribe girdiği olay bir sonuca bağlanmadı ya ona yanarım.Kitabın sonuna bakarsak ileri ki kitaplarda aynı olay tekrar edecek.Hiç çekemem.Seriye devam etmeyi düşünmüyorum.Aslında kitabı yarım bırakmayı düşünüyordum ama yarım bırakmayı sevmediğimden dolayı bırakmadım.

Kitabın uyarlaması olan film kitaptan o kadar farklı ki bi ara ben doğru kitabı mı okuyorum diye düşündüm.Filminde kitap o kadar değiştirilmiş ki tek benzerlik karakterlerin isimleri olmuş.

Büyük beklentilerle başlayıp hayalkırıklığyla biten bir kitap daha.Benim dışımda herkes bayılmış kitaba.Belkide ilk önce filmini izlemeseydim böyle olmayacaktı.Bir sonraki yazımda görüşmek üzere!


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder